28
Çarşamba
Dünya Ebola'dan kurtuluyor mu? İsrail'den Filistinli kıza hapis cezası Maden mühendislerine iş müjdesi Davos'ta Davutoğlu'na büyük ilgi Kayıp dağcılar yanlış yerde aranmış 12 Türk dağcı Yunanistan'da kayboldu Konutta yabancıların yeni gözdesi Suriyeli 1,6 milyon çocuk okullarından ayrı kaldı Paralel Yapı okulunda teftiş 1 buçuk milyarlık kaçak eşya ele geçirildi "İslam dünyasının üzerinde oyun oynanıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Cibuti ziyareti Türkiye'nin yeni sloganı: Turkey Home Düşen yolcu uçağından 6 ceset çıkarıldı Trabzonspor sahasında esti Başbakan Davutoğlu Diyarbakır'da halka seslendi Ebeveynlere 'sanal zorbalık' uyarısı Vurulma anı saniye saniye kaydedildi Devletin yüzünü İstanbul güldürdü Haraket halindeki yolcu otobüsü yandı Meteoroloji'den "kuvvetli fırtına" uyarısı Akaryakıt indirimi biletlere yansıyacak mı? TRT Şeş'in ismi TRT Kurdî oldu Trabzon'da 5 işçi çığ altında kaldı Paris'te "Cumhuriyet yürüyüşü" için üst düzey önlem Rüzgardan üretilen elektrik miktarı arttı Fransız polisi saldırganları öldürdü Cumhurbaşkanı Erdoğan Fransa'ya taziyelerini iletti THY'ye Uluslararası En İyi Kurumsal Yönetim Ödülü Buzlu Yolda Neler Yapmalıyız Arda Seçilemedi Ankara da Okullar Cuma Günü de Tatil Ankara da Okullar Cuma Günü de Tatil TFF de Cezalar Belli Oldu Okulların Kapalı Olduğu İller Şehit polis memuru Kumaş defnedildi Kılıçdaroğlu'na ayakkabı fırlatıldı ABD'li Müslümanlar saldırıya tepkili Kar yağışının kapattığı yollar Yeni yıl soğuk ve karla birlikte geliyor Görmez: "Kudüs Müslümanlarındır" Adriyatik Denizi'nde feribotta yangın Vergi dairelerine bankacılık modeli Endonezya'da AirAsia uçağı ile irtibat kesildi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Galatasaray'ı kabul etti Büyük felaketin 10. yıldönümü Rusya'ya bir darbe de Japon JCR'dan ABD'nin çabaları sonuçsuz kaldı Motorinde indirim Fatih'te bir taksi şoförü aracında bıçaklanarak öldürüldü.
DÜNYA HABER
Dünya Ebola'dan kurtuluyor mu?

Sağlık Bakanlığı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Hüsem Hatipoğlu, Ebola vakalarının en yoğun görüldüğü 2014 Ağustos'undan beri geçtiğimiz haftanın vakaların en düşük olduğu dönem olduğunu belirterek, "Bu da bizi önümüzdeki aylarda salgının kontrol altına alınacağı yönünde umutlandırmıştır" dedi.

Hatipoğlu,salgının yoğun görüldüğü Batı Afrika bölgesindeki Gine, Liberya ve Sierra Leone'ye komşu olan Mali'de 24 Ekim 2014'te Gineli 2 yaşındaki bir çocuğun Ebola virüsünden öldüğünü hatırlattı.

Sonrasında yine Gine'den gelen 25 yaşında bir hemşire ve 66 yaşındaki bir imamın Ebola'dan hayatlarını kaybetmesi üzerine Mali hükümetinin oldukça sıkı ve etkili tedbirler aldığını belirten Hatipoğlu, Ebola vakalarının Gine'den gelmesi nedeniyle ülkenin sınır tedbirlerini arttırdığını ifade etti.

Hatipoğlu, Gine'de halkı uyarmak ve farkındalığı artırmak için büyük yerleşim merkezlerine uyarıcı afişler konulduğunu dile getirerek, "Ülkede şüpheli vakalarda etkili bir karantina uygulanmıştır. Halka, başta el temizliği olmak üzere Ebola virüsünden koruyucu tedbirler anlatılmıştır" diye konuştu.

Mali, Ebola savaşını kazandı

Afrika ülkesi Mali'nin güney komşuları Liberya'da bugüne kadar 8 bin 529 vaka, 3 bin 636 ölüm; Sierra Leone'de 10 bin 362, vaka 3 bin 153 ölüm ve Gine'de 2 bin 873 vaka, bin 879 ölüm meydana geldiğini anımsatan Hatipoğlu, şöyle devam etti:

"Mali'de 8 Ebola vakası görülmüş ve 6'sı hayatını kaybetmiştir. Son vakada, tedaviden sonra 6 Aralık'ta yapılan test negatif çıkmış, o tarihten itibaren de virüsün bulaştığı başka bir hastanın olmadığı bildirilmiştir. Mali, güney komşularındaki ölümlere karşın uzun süre kendini korumuş ve ülkesine bulaşma olduktan sonra 2 ay gibi kısa sürede enfeksiyonu kontrol altına almayı başarmıştır. Nijerya'dan sonra Mali'nin de Ebola virüsünden arınmış olması sevindirici bir haber. Dünya için bu konuda ümit veren bir durum daha var. Ebola vakalarının en yoğun görüldüğü 2014 Ağustos'undan beri geçtiğimiz hafta vakaların en düşük olduğu hafta oldu. Bu da bizi önümüzdeki aylarda salgının kontrol altına alınacağı yönünde umutlandırmıştır."

Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
DÜNYA HABER
İsrail'den Filistinli kıza hapis cezası

İsrail mahkemesi, 14 yaşındaki Filistinli kızı, hapis cezasına çarptırdı.

Alınan bilgiye göre, İsrail askerlerinin 31 Aralık'ta Ramallah'ın yakınlarındaki Beyteyn köyündeki okulundan dönerken gözaltına aldığı Melek el-Hatip'e, çıkarıldığı mahkemece, "Taş atmak, yol kesmek, trafiğin seyrini engellemek ve bıçak taşımak" iddiasıyla 2 ay hapis ve 6 bin şekel para cezası verildi. Filistinli kız, mahkemenin kararı karşısında gözyaşlarına boğuldu.

Küçük kızın babası Ali el-Hatib, İsrailli yetkililerin kızının çocukluğunu ve zayıflığını görmezden gelip elleri ve ayakları bağlı bir şekilde mahkemeye getirdiğini belirterek, "Hakim hükmü okuduğunda, Melek'in gözlerinden yaşlar akıyor, soğuktan titriyordu. Onu öyle görünce yüreğime ateş düştü" dedi. 

"Dünya nerede, İnsan hakları, çocuk hakları kurumları nerede?" diye haykıran Filistinli Baba, şöyle devam etti:

"Kızım her gün hapishanede korkudan ve soğuktan ölüyor. Melek'i mahkemeye getirdiklerinde yüzü soğuktan maviye çalıyordu ve elleri titriyordu, bu soğuğa uygun bir kıyafet yoktu üzerinde. Haşarun hapishanesindeki kadın mahkumlar kışlık elbise olmaması nedeniyle sıkıntı çekiyor. Mahkemede sadece 2 dakika konuşmamıza izin verildi. Ona neden böyle durduğunu sorduğumda hasta olduğunu ve hapishanedeki mahkumların soğuk nedeniyle sıkıntı çektiğini söyledi."

"14 yaşında bir kıza nasıl böyle suçlar yöneltebilirler"

Anne Havle el-Hatib ise mahkemede bir kaç metre uzağındaki kızına sarılamadığını sadece onunla ağlayabildiğini ifade ederek, "Ona dokunamadık, bir dakika da olsa ona sarılmak isterdim. Ancak o, çocuk olduğunu dahi dikkate almayacak, işgalcilerin elleri arasında... 14 yaşındaki bir kıza nasıl böyle suçlar yöneltebilirler? Bu suçlamalar dayanaksızdır, tanımıyoruz. İşgalciler her zaman bu suçlamaları kullanıyor" diye konuştu.

Melek'in 8 kardeşin en küçüğü olduğunu aktaran anne Hatip, "Başımıza gelenler nedeniyle şok içerisindeyiz. Hayatımız tepetaklak oldu. Yemek masasına oturduğumuzda Melek'in hapiste olduğunu düşünüyoruz ve yemek yiyemiyoruz" ifadelerini kullandı.

"280 çocuk gözaltında"

Filistin'deki Ahrar Esirleri Araştırma Merkezi Müdürü Fuad el-Hafaş "Melek el-Hatib, İsrail hapishanelerindeki değil dünyadaki en küçük mahkum" dedi.

İsrail'in 280 çocuğu gözaltına alıp, Haşarun ve Mecdu hapishanelerinde tuttuğunu ve söz konusu çocukların zor şartlarda yaşadığını belirten Hafaş, Ahrar Esirleri Araştırma Merkezi'nin Melek el-Hatib'in serbest bırakılması konusunda baskı yapmak için kampanya başlattığını ifade etti. Hafaş, Filistin resmi makamlarını küçük kızın serbest bırakılması için harekete geçmeye çağırdı.

Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
GÜNCEL
Maden mühendislerine iş müjdesi
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Halil Mazıcıoğlu, komisyonlarında kabul edilen Maden Kanunu Tasarısı'nda, "teknik nezaretçi" ile ilgili düzenleme ile Türkiye'deki tüm maden mühendislerinin iş bulmuş olacağını belirterek, "Maden mühendislerine o kadar ihtiyaç olacak ki inşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz" dedi.

Mazıcıoğlu, AA muhabirinin, komisyonda kabul edilen Maden Kanunu Tasarısı'na ilişkin sorularını yanıtladı.

Tasarının madencilik sektöründe önemli düzenlemeleri içerdiğini vurgulayan Mazıcıoğlu, bunlardan birinin, maden arama ruhsat grubu ile ilgili olduğunu kaydetti. Mazıcıoğlu, aynı jeolojik ortamda birlikte bulunan farklı maden kaynakları gözetilerek ruhsat grubunun 5 kategoride toplandığını ifade etti.

Sektörle ilgili tanımların, dünya standartları göz önünde bulundurularak yeniden yapıldığını anlatan Mazıcıoğlu, "fizibilite dönemi", "fizibilite raporu" ve "yetkilendirilmiş tüzel" kişi gibi yeni tanımlar da oluşturulduğunu söyledi.

Mazıcıoğlu, söz konusu tanımların sektöre ciddi yenilikler getireceğini, maden işletme uygulama projelerinin tam anlamıyla gerçekçi olacağını, sıradan bir teknik doküman olmaktan çıkarılacağını dile getirdi.

Madenciliğin ince bir iş olduğuna, bu işi her önüne gelenin yapmaması gerektiğine dikkati çeken Mazıcıoğlu, "Bu işi yapacak kişi ekonomik yönden de güçlü olmalı. Bu konuda yeterli güç yoksa şirket evlilikleri olmalı. Çünkü güçlü ekonomiyle madencilik yapılabilir. Yoksa, 'sigortasını yapmayayım, baretini almayayım' ile olmaz. Madencilikte ilkellikten kurtulmamız lazım" diye konuştu.

"Mühendis oturduğu yerden proje çizemeyecek"

Yetkilendirilmiş tüzel kişilik kavramının, madencilik sektörüne getirilen yeni bir uygulama olduğuna işaret eden Mazıcıoğlu, bu uygulama ile mühendislik, müşavirlik hizmeti verilen yapıların nitelik ve niceliklerinin belirlenmesinin, sundukları hizmetler ile uyumlu kurumsal yapılar haline gelmelerinin sağlanacağını belirtti.

Yetkilendirilmiş tüzel kişi ile hedeflenen amacın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na sunulan rapor, proje ve diğer teknik belgelerin gerçeğe ve bilime uyumunun sağlanması olduğunu anlatan Mazıcıoğlu, "Örneğin Ermenek'te yukarıdaki madenden alttaki madencinin haberi yokmuş. Bu gibi durumlar artık önlenecek. Bu yeni yapı ile aramadan işletmeye kadar olan süreç, bir bütünlük içinde düzenli olarak raporlanacak. Saha uygulamaları rapor ve projelere uyumlu olacak. Yani işin Türkçesi, mühendis oturduğu yerden proje çizmeyecek. Sahada olacak, bakacak, görecek" ifadelerini kullandı.

Mazıcıoğlu, mevcut kanunda 805 lira olan arama ruhsat harçlarının, tasarıyla ruhsat büyüklüğüne paralel olarak 1000 ila 5 bin lira arasında, 4 bin 840 lira olan yıllık işletme ruhsat harçlarının da 15 bin lira ila 30 bin ve üzeri bedellere yükseltildiğini belirtti. Bu artışlarının nedenlerinden birinin sektörde çantacılığı bitirmek olduğunu kaydeden Mazıcıoğlu, "805 lira verince arama ruhsat belgesini alabiliyorsunuz. Bu belge sizi madenci yapıyor. Çantacılık da böyle başlıyor. Çantacılık bir meslek değil. Çantacı ruhsatı 1 liraya alıyor 10 liraya satıyor. Ben çantacılık olayını doğru bulmuyorum. Böyle bir şey dünyada da yok. Bu işi gerçek yatırımcı yapmalı ve ekonomik durumu bunu kaldırmalı" dedi.

Halil Mazıcıoğlu, tasarıdaki başka bir düzenlemenin de diğer kamu kurumlarından alınması gereken, ancak çeşitli nedenlerle alınamayan izinler nedeniyle iptal konumuna gelen yaklaşık 3 bin civarında ruhsatın iptal edilmemesine yönelik olduğunu kaydetti. Mazıcıoğlu, ruhsat iptalinin zorlaştırılacağını, 20 bin lira 50 bin lira arasında değişen idari para cezası uygulaması getirileceğini ifade etti.

"İnşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz"

Yeni düzenlemelerden birinin de "teknik nezaretçi" uygulamasının kaldırılması olduğunu belirten Mazıcıoğlu, bu düzenlemenin, komisyonda en fazla üzerinde durulan maddelerden biri olduğunu söyledi.

Mazıcıoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye'de 60 yıl önce yeterli sayıda maden mühendisi olmaması nedeniyle 'fenni nezaretçi' diye bir sistem kuruldu. Ama şimdi yılda ortalama 800 tane maden mühendisi yetişiyor bu ülkede. 2004 yılında adı 'teknik nezaretçi' olarak değiştirilen bu uygulama kaldırılacak. Teknik nezaretçi 15 günde bir inceleme yapıyordu. Ama yeni uygulama ile maden mühendisi bunu 24 sat aralıklarla yapacak.

Örneğin ben maden mühendisiyim, Ankara'da oturuyorum. Ermenek'teki, Soma'daki yeri 15 günde bir kontrol ediyorum. Bu etkili olur mu? Ama mühendisi 24 saat orada bu işi yaşayarak çalışıyorsa bu daha etkili olur.

Yeni yetişen ve tecrübeli maden mühendislerimizin istihdamında kolaylık sağlanmış olacak. Bu düzenleme ile Türkiye'deki tüm maden mühendisleri iş bulmuş olacak. Maden mühendislerine o kadar ihtiyaç olacak ki inşallah maden mühendisi ithal etmeyi düşünmeyiz."

Halil Mazıcıoğlu, mevcut teknik nezaretçilerin işsiz kalması gibi bir sorunun söz konusu olmayacağını çünkü Türkiye'de işletme izni alan 9 bin maden işletmesi bulunduğunu, mevcut teknik nezaretçi olarak görev yapan kişi sayısının ise şu anda 2 bin 750 olduğunu söyledi.

Mazıcıoğlu, tasarıdaki bütün düzenlemelerin asıl amacının sektörde iş kazalarının önüne geçmek olduğunu belirterek, "Madenciliğin merdiven altısı olmaz. 'Nasıl olsa devlet görmüyor' zihniyeti olamaz" dedi.
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
GÜNCEL
Davos'ta Davutoğlu'na büyük ilgi

Türkiye'nin altı sene sonra yeniden Başbakan seviyesinde Dünya Ekonomi Forumu'na katılmasının (WEF) yanı sıra bu yıl Türkiye'nin G-20 dönem başkanlığını da yürütüyor olması, forum katılımcıları arasında büyük ilgi uyandırdı.

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu'nun (WEF) ilk gününde Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun G-20 dönem başkanın olarak ana konuşmacı olarak katıldığı özel bir oturum düzenlendi. Türkiye'nin bu yıl foruma 2009 yılından beri ilk kez Başbakanlık seviyesinde katılması ve bu yıl G-20 dönem başkanlığını da yürütmesi dünya liderleri ve iş dünyasının üst düzey yöneticileri tarafından ilgiyle karşılandı.

Başbakan Davutoğlu toplantıda yaptığı konuşmada G20'nin dünya ekonomisinin elitleri olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayarak, "Karar verilmesinde, konsültasyon aşamasında G20 çok daha katılımcı olduğundan nüfusların büyük bir kısmıyla dünya ekonomisinin de son derece önemli bir kısmını temsil etmekte ve çok etkin sonuçlar ortaya koymaktadır" ifadesini kullanmıştı.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise bu yılki Davos'taki forumun Türkiye açısından önemli olduğunu çünkü, Türkiye'nin G20 dönem başkanı olarak Davos'ta bulunduğunu belirtmişti.

Babacan, "Çok kişiyle ikili görüşmemiz oldu. Sayın Başbakanımızın çok sayıda iş adamıyla görüşmesi oldu. O da iyi oldu çünkü birçok iş adamı bu vesileyle burada ilk defa Sayın Başbakanımızla tanışmış oldu. Temas güven oluşturmada faydalı oluyor. Türkiye'ye daha çok iş, daha çok yatırım çekmek istiyorsak, burası gerçekten önemli bir fırsat" değerlendirmesinde bulunmuştu.

Başbakan Davutoğlu, İngiltere'nin başkenti Londra'dan katıldığı Davos'taki forumda çok sayıda devlet adamı ve iş dünyası temsilcisi ile bir araya geldi. Davutoğlu, Davos'taki forum toplantıları kapsamında pek çok ikili temasta da bulundu.

G-20 Dönem Başkanı sıfatıyla ve yoğun bir gündemle Davos toplantılarına katılan Başbakan Davutoğlu, Dünya Ekonomik Forumu toplantılarının ilk gününde Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Avusturya Başbakan Yardımcısı Reinhold Mitterlehner ile ikinci gününde Finlandiya Başbakanı Alexander Stubb, Gürcistan Başbakanı Irakli Garibaşvili, Sırbistan Başbakanı Alexander Vucic, Malezya Başbakanı Dato' Sri Najib Tun Abdul Razak, Kazakistan Başbakanı Karim Massimov, Yeni Zelanda Başbakanı John Key ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile üçüncü gününde ise Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Sheikh Ahmed bin Jassim Al Thani, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, BM Genel Kurul Başkanı ve Sırbistan eski Dışişleri Bakanı Vuk Jeremic ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Davutoğlu uluslararası iş çevreleri, B20 Türkiye grubu ve kanaat önderleriyle de buluştu.

Forum boyunca Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan çok sayıda ikili görüşmelerde bulundu.

G-20 Merkez Bankası Başkanları 9 Şubat'ta İstanbul'da

Merkez Bankası Erdem Başçı da Davos'ta yaptığı açıklamada, ülkelerin tecrübelerinin paylaşılması ve değerlendirilmesi amacıyla G20 Merkez Bankası başkanlarını 9 Şubat 2015'te İstanbul'da toplantıya çağırdığını belirterek, "Katılım teyitlerini aldık. O toplantıda ülkeler, özellikle makro ihtiyati alanda kendi tecrübelerini paylaşacaklar, hangi araç daha etkili oldu, hangi araç daha az etkili oldu. Bu şekilde bir tecrübe paylaşımı ve değerlendirme toplantısı yapacağız. Bu sadece Merkez Bankası başkanlarının kendi aralarında toplandığı ilk G20 toplantısı olacak" demişti.

Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
DÜNYA HABER
Kayıp dağcılar yanlış yerde aranmış
Yunanistan'ın kuzeyindeki Pieria Dağları'nda kaybolan 12 Türk dağcının arama çalışmalarına rağmen henüz bulunamadığı bildirildi.
 
Katerini kenti itfaiyesi ve Orta Makedonya Sivil Koruma Teşkilatı, dağcılardan gelen acil çağrı sinyalinin "yansımadan" dolayı yanlış noktada aramaların yapıldığını duyurdu. 
 
Yetkililer, arama çalışmalarının yarın başka bölgede ve muhtemelen Meriç'te (Evros) yapılacağını kaydetti. 12 Türk dağcının Avrupa Acil Çağrı Merkezi 112'ye telefon ederek kayboldukları ve yardım istedikleri bildirilmişti.
 
YANLIŞ YERDE ARANMIŞ
 
Yunanistan’da Acil Afet Müdahale Birimi’ne (EMAK) telefonla ulaşarak yardım isteyen 12 kişininYunanistan Telekomünikasyon Kurumu’nun (OTE) sinyal bilgilerini yanlış analiz etmesi nedeniyle Pieria dağlık bölgesinde arandığı ortaya çıktı. Kurumun son yaptığı değerlendirme sonucu sinyalin Türk-Yunan ve Bulgar sınırından geldiği belirlendi.
 
Katerine kentindeki Pieria Dağları bölgesinde Acil Afet Müdahale Birimi (EMAK) tarafından yürütülen çalışmalar akşam saatlerinde durduruldu. Yunanistan Telekomünikasyon Kurumu’nun (OTE) son değerlendirmesinden sonra arama çalışmalarına yarın sabahtan itibaren Edirne’nin karşısındaki Orestiada kentinden Bulgaristan sınırına doğru Ormenio köyü arasındaki Meriç ve Arda nehirlerinin geçtiği bölgede devam edilecek.
 
Türkiye’nin Selanik Başkonsolosu yetkilileri, Yunan telekom kurumunun yardım çağrısının Edirne’nin karşısındaki Meriç bölgesinden geldiğinin teyit edildiğini söyleyerek, aramaların bu doğrultuda devam edeceğini ifade etti.
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
EKONOMİ
Konutta yabancıların yeni gözdesi
Yabancılara konut satışında payını artırmayı sürdüren İstanbul, yabancılara konut satışında yaklaşık yüzde 30 paya sahip oldu.

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, yabancılara konut satışı 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 55,6 arttı ve 18 bin 959 adetle tarihi zirvesine ulaştı. Yabancılara 2013 yılında 12 bin 181 konut satışı gerçekleşmişti.

Yabancılara geçen yıl aralık ayında konut satışı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28,7 artarak bin 855 oldu. Geçen yıl yabancılar aylık ortalama bin 600 konut satın alırken,  2013 yılında bu sayı bin civarındaydı.

İstanbul yabancıyakonut satışında atakta

Yabancıların konut satın aldığı iller arasında Antalya liderliği bırakmazken, İstanbul aradaki farkı kapatıyor. Geçen yıl yabancılar Antalya'da 6 bin 542 konut satın alırken, bu  sayı 2013 yılında 5 bin 548 düzeyindeydi. İstanbul yabancıların en çok konut satın aldığı şehirler sıralamasında 5 bin 580 adetle ikinci oldu. İstanbul'da yabancılara konut satışı 2013 yılsonuna göre yüzde 128 arttı. Yabancılara konut satışında Antalya ile İstanbul arasındaki fark 2013 yılında 3 bin 101 iken, geçen yıl 962'ye geriledi.

Geçen yıl Antalya'nın toplam yabancıya konut satışından aldığı pay 2013 yılına göre 11 puan azalarak yüzde 34,5'e gerilerken, İstanbul'un aldığı pay 9,3 puan artarak yüzde 29,4'e yükseldi. Yabancıların en çok ilgi gösterdiği diğer il olan Aydın'da konut satışı 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 7,1'lik artışla bin 112 düzeyinde gerçekleşti.

Geçen yıl yabancılara konut satışında en fazla artışın yaşandığı il yüzde 397 ile Sakarya oldu. Bu ili yüzde 301,8 ile Trabzon, yüzde 169,4 ile Yalova ve yüzde 154,4 ile Bursa izledi. Yabancılara konut satışında adet bazında en çok artışın olduğu il 3 bin 133 ile İstanbul, 994 ile Antalya ve 579 ile Bursa takip etti.

Marmara bölgesi revaçta

Geçen yıl yabancıların en fazla konut satın aldığı ilk on şehir incelendiğinde, ilginin Akdeniz bölgesinden Marmara bölgesine doğru kaydığını görüyoruz. Yabancılar, geçen yıl İstanbul, Bursa, Yalova ve Sakarya'dan toplamda 7 bin 811 adet konut satın aldı. 2013 yılında ise bu sayı 3 bin 209 idi. Bir yıllık süreçte bu illerin yabancılara toplam konut satışından aldığı pay yüzde 26,3'ten yüzde 41,2'ye yükseldi.

2014 yılında ilk on arasında yer alan Antalya ve Mersin'den toplamda 7 bin 325 adet konut satışı yapılırken, 2013 yılında ise 6 bin 93 adet konut satılmıştı. Bu iki ilin  konut satışının toplamkonut satışındaki payı da yüzde 50 'den yüzde 38,6'ya geriledi.

Analistler, mütekabiliyet yasası çıktığında yabancıların tercih edeceği ya da satın alacağı konutların piyasada pek bulunmadığını ifade ediyor. Yabancıların istediği konutların üretilmeye başlanmasıyla, satılan konut miktarlarının katlanarak artacağını öngören analistler, 2015 ve 2016 yıllarında yabancıya daha fazla konut satışlarının görüleceğini belirtiyor.
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
DÜNYA HABER
Suriyeli 1,6 milyon çocuk okullarından ayrı kaldı
Suriye'de drama dönüşen olaylardan en çok çocuklar etkilendi. Acı ve gözyaşının dinmediği ülkede binlerce çocuk yaşamını yitirdi, bir o kadarı da yetim kaldı. 
 
Ülkedeki birçok okul Esed rejiminin hedefi oldu. Suriye'deki eğitim sistemi savaştan dolayı adeta yok oldu. Aileleriyle dost ülkelere sığınan çocuklar, aslında geride hem okullarını hem de hayallerini de bırakmak zorunda kaldı. 
 
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) verilerine göre, Suriye'de halen 1,6 milyon çocuk okula devam edemiyor. 
 
Terör örgütü IŞİD tehdidi altındaki Rakka, Deyru'z Zor ve Halep'in bazı bölgelerinde ise 670 bin öğrenci de eğitimlerinden uzak kaldı. 
 
Suriye'de sadece geçen yıl 68 okula düzenlenen saldırılarda 160 çocuk hayatını kaybetti, 343'ü de yaralandı.
 
"Çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirdik"
 
Suriyeli sığınmacılara kucak açan Türkiye ise misafirlerinin tüm ihtiyaçlarını karşılıyor, eğitim çağındaki çocuklara okul imkanı sunuyor. 
 
Akçakale ilçesindeki Süleyman Şah Konaklama Tesisi'nde öğretmenlik yapan Sena Hamut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerinin en iyi şekilde yetiştiğini ve içlerinden bir çoğunun doktor, mühendis, mimar olduklarını söyledi.
 
Hamut, şunları kaydetti:
 
"Çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirdik. Onlar iyi yerlere geldiler. Çatışmalar nedeniyle okullar yıkıldı, çocuklar eğitimlerinden mahrum kaldı. İç savaş nedeniyle eğitim de yok oldu, çocuklarımız hiçbir şey öğrenmeden büyümeye başladı."
 
Hamut, Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların ise eğitimlerine devam etme imkanı bulduğunu vurguladı.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendilerine sahip çıktığını ifade eden Hamut, "Büyük lider Erdoğan bu insanların yardımına koştu. Burada çocuklara ülkemizdeki müfredata göre eğitim veriliyor" şeklinde konuştu. 
 
Samir Ahmet ise 3 yıldır kampta öğretmenlik yaptığını belirterek bu süre içerisinde yaklaşık 8 bin öğrenciye ders verdiğini belirtti.
 
Savaş yüzünden çocukların eğitim haklarının da ellerinden alındığını vurgulayan Samir Ahmet, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Kamplardaki eğitim Suriye'dekini aratmıyor, çocuklarımız çok şükür burada bir şeyler öğreniyor. Burada öğretmenleri de var, kitap ve defterlerde mevcut. Eğitimlerimiz çok güzel devam ediyor. Mazlum halka sahip çıkan ve onlara her türlü imkanı sağlayan Türk hükumetine teşekkür ediyoruz." 
 
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
DÜNYA HABER
Paralel Yapı okulunda teftiş
ABD’nin Ohio eyaletinde 30 okulda yapılan teftiş sonucunda 16 okulda devletten haksız kazanç sağlamaya yönelik usulsüzlük yapıldığı, paralel yapı ile bağlantılı bir lisede de yetkililere verilen rakamdan daha az sayıda öğrenci bulunduğu ortaya çıktı.

Ohio Eyaleti Başdenetçisi Dave Yost’un eyalette eğitim veren "charter school" olarak bilinen sözleşmeli okullarla ilgili açıkladığı rapora göre, ekim ayında yapılan bir teftiş sırasında "Horizon Science Academy Dayton High School" adlı lisede Eyalet Eğitim Müdürlüğü'ne daha önce bildirilen sayıya göre 36 öğrencinin eksik olduğu tespit edildi.

Dayton şehrindeki okul yetkililerinin eğitim dönemi başında Ohio Eğitim Müdürlüğü’ne bildirdiği kayıtlı öğrenci sayısı 342 iken, eyalet müfettişlerinin 1 Ekim 2014’te yaptığı teftişte okulda 306 öğrenci bulunduğu belirtildi.

Eyalet genelinde yapılan denetlemelerde özellikle "charter" okullarda beyan edilen rakamlar konusunda çelişkiler bulunduğunu ortaya koyan ve raporunda yer alan okullar için inceleme yapılması çağrısında bulunan Başdenetçi Dave Yost, "Vergi mükellefleri olarak bu rakamlara güvenemezsek neye güvenebiliriz?" diye konuştu.

"Bulduklarım karşısında dilim tutuldu"

Ohio’da "charter school" olarak bilinen sözleşmeli okulların öğrenci başına eyaletten yılda 5 bin 500 dolar para aldığı, bu rakamın gıda, ulaşım ücretleri ve bilimsel araştırma kapsamında alınan paylarla birlikte öğrenci başına 9 bin dolara kadar yükseldiği öğrenildi.

Yost, yaptığı açıklamada, 1 Ekim günü eyalet genelinde 30 sözleşmeli okula 30 denetçi gönderildiğini, yapılan sayımlarda 30 okuldan 16'sında öğrenci sayılarıyla ilgili sorun bulunduğunu ifade etti.

"Bulduklarım karşısında dilim tutuldu" diyen Yost, aralarında "Horizon Science Academy Dayton" adlı lisenin de bulunduğu 16 okuldaki sorunla ilgili Ohio Egitim Müdürlüğü'nün ileri düzeyde inceleme yapması gerektiğini söyledi.

Konuyla ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulunan Ohio Eğitim Müdürlüğü Sözcüsü John Charlton, "Ohio'daki charter okullarla ilgili sorunlar yeni değil. Bu detaylı rapor için başmüfettişe teşekkür ediyoruz. Önerilerini ciddi şekilde inceleyeceğiz” diye konuştu.

"Daha önce soruşturma açılmıştı" -

Ohio Eğitim Müdürlüğü, ''paralel yapı'' ile bağlantılı "Horizon Science Academy Dayton" adlı liseye geçen yaz da çeşitli suçlamalardan dolayı soruşturma açmıştı.

Yerel medyada çıkan haberlere göre, okulun dört eski öğretmeninin eyalet okul komisyonuna temmuz ayında yaptığı bir şikayette, okulda "not usulsüzlüğü ve öğrenciler arasında cinsel ilişki" vakalarını bildirmelerinin ardından açılan soruşturma halen devam ediyor.

Öğretmenler, "okulda eyalet adına yapılan sınavlarda kopya çekildiğini, yetersiz eğitmenlerin çalıştırıldığını ve okul içinde öğrenciler arasında yaşanan cinsel ilişki vakalarının velilere bildirilmediği" suçlamasında bulunmuştu.

FBI tarafından soruşturuluyor

"Horizon Science Academy Dayton High School", ayrıca haziran ayında federal düzeydeki bir teknoloji fonlama programında usulsüzlük yaptığı şüphesiyle FBI tarafından da soruşturmaya maruz kalmıştı.

Okul ve kütüphanelerin indirimli fiyatlarla bilgisayar ve internet erişimi almasına imkan veren "e-rate" programıyla ilgili usulsüzlük yaptığından şüphelenilen okula FBI ajanları baskın düzenlemişti.

Aramada elde edilen kanıtlarla açılan federal soruşturmanın sonuçları henüz açıklanmadı.

Okullardan Amerikalılar ve Türkler de rahatsız

Ohio eyaletinde eğitim konularına yoğunlaşan "Progress Ohio" adlı sivil toplum örgütünün başkanı Sandy Theis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okula yönelik soruşturmaların halen sonuçlanmamasını eleştirerek, soruşturmaların bir an önce tamamlanmasını istedi.

Paralel yapı ile bağlantılı okulların Türkiye'den getirdiği "bilgisi yetersiz ve İngilizcesi sınırlı" öğretmenlere iş vermesinden yakınan Theis, bu okullardaki eğitim düzeyinin yetersizliğiyle ilgili giderek daha fazla kanıtın ortaya çıkmaya başladığını söyledi.

Eski Ohio Okul Yönetim Kurulu üyesi ve Dayton Eğitim Kurulu Başkanı Jeffrey J. Mims de daha önce AA muhabirine yaptığı açıklamada, paralel yapı okullarının verdiği eğitimle ilgili endişelerini dile getirmişti.

Ohio'da çok sayıda sözleşmeli okulun bulunduğu Dayton kentindeki Dayton Halk Okulları Yönetim Kurulu Üyesi Adil Baguirov da paralel yapıyla bağlantılı okullara yönelik soruşturmanın Türkiye'nin imajını ve kendi okullarını da olumsuz etkilediğini söyledi. Baguirov, "Horizon okulları sadece Türklerin değil, aynı zamanda Müslümanların da ismini karalıyor" diye konuştu.
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
GÜNCEL
1 buçuk milyarlık kaçak eşya ele geçirildi
 
Futbolcuların verilerinin derlendiği Alman internet sitesi Transfermarkt'a göre, dünyaca ünlü Arjantinli golcü Messi'nin tahmini bonservis bedeli 120 milyon avroyu (yaklaşık 315 milyon lira) buluyor. Geçen yıl ele geçirilen kaçak eşya ve malların değeri, Messi'nin tahmini bonservis bedelini 5 kez karşılıyor.
 
En çok elektronik eşya yakalandı
 
Ele geçirilen eşyaların 1,4 milyar liralık bölümünü ticari eşyalar, 182 milyon liralık bölümünü ise uyuşturucu maddeler oluşturdu. Grupları itibarıyla bakıldığında ilk sırada elektronik eşyalar geldi. Geçen yıl yakalanan kaçak elektronik eşyaların maddi değeri 536 milyon lirayı buldu. 2014'te yurda kaçak yollarla sokulmaya çalışılırken ele geçirilen araçların maddi değeri ise 298 milyon lira olarak hesaplandı. 
 
Kaçakçılıkla mücadele kapsamında yakalanan bir diğer önemli eşya grubu ise akaryakıt oldu. Geçen yıl, 157 milyon liralık kaçak akaryakıt ele geçirildi. Tekstil ürünleri de yakalanan kaçak eşyalar arasında önemli bir yer tuttu. Söz konusu dönemde 70 milyon liralık kaçak tekstil ürününe el kondu.
 
Geçen yıl ele geçirilen kaçak tütün ve alkol ürünlerinin değeri ise 60 milyon lirayı buldu. Böylece 2014'te toplam 1 milyar 584 milyon 787 bin lira değerinde kaçak eşya ve mal ele geçirdi. Bir başka ifadeyle geçen yıl dakikada 3 bin 57 liralık kaçakçılık önlendi. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında 2014'te 6 bin 282 şüpheli hakkında da işlem yapıldı. 
 
Kaçak ürünlerin değeriyle neler yapılabilir? 
 
Bakanlığın verilerine göre, geçen yıl kaçakçılıkla mücadele kapsamında ele geçirilen mal ve eşyaların maddi değeri ile dünyanın en önemli futbolcuları arasında yer alan Messi'nin tahmini bonservis bedeli 5 kez karşılanabiliyor. Beşiktaş'ın yapımı devam eden stadyumu Vodafone Arena'dan 6 tane yapılabiliyor. Uluslararası uçuşlara açık 6 havalimanı, tam teşekküllü 453 ilköğretim okulu, 200 yataklı tam teşekküllü 40 kamu hastanesi, İstanbul-Iğdır arası bin 60 kilometre duble yol inşa edilebiliyor.
Birinci Haber | 0 Yorum
26-01-2015
FOTO GALERİ
SEYHAN ÖNEM'İN YAZAR MEHMET ÖKLÜ İLE RÖPORTAJI
» SEYHAN ÖNEM, DR.EROL ERGÜLER İLE TROİD BEZİ HAKKINDA RÖPORTAJ
» İSTANBUL TÜRSAB ASYA BÖLGESEL YÜRÜTME KURULU BAŞKANI SELİM OKUR İLE RÖPORTAJ

1516
786
5475
Beğeni
Takipçi
Sayfa
  • Popüler
  • Yeniler
  • Yorumlar
Yazarlar
 E-Posta Aboneliği 
Gelişmelerden Anında Bilgi Almak için Lütfen
E-Posta Haber Bültenimize Abone Olun
Video Galeri
Çalgı Çengi
Birinci Haber | İzlenme Sayı : 1366
İSTATİSTİKLER
Birinci haber,
Tarafsızlık ilkesi ile Kamuoyuna doğru haber veren, objektif, seviyeli ve etik kurallara bağlı yayıncılık anlayışını benimsemiş, habercilikte Birinciliği hedefleyen bir haber portalıdır.
Birincihaber.net'de yer alan içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Birincihaber.net hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Anasayfa Künye Hakkımızda Reklam Politikası Ziyaretçi Defteri İletişim