21
Pazar
Erdoğan: Neymiş? Gözaltına alınanlar gazeteciymiş Başbakan: CHP 4 dakika ülke yönetiminde bulunsa... Mezarlığa dadanan ayı ceset çaldı! Ege'de it dalaşı! "Haşhaşi örgütünü" kimse hatırlamayacak! Yerli otomobil ne zaman yollarda olacak? Konya-İstanbul arası 4 saatin altına düşecek Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı Heyelanda ölenlerin sayısının 79'a çıktığı bildirildi. İngiliz Bakan Yvette Cooper'dan özeleştiri Silahların sahibi İsrail istihbaratı mı? Edirne tehdit altında Çamlıca Camii ne zaman açılacak? Futbolda Avrupa gecesi 2015 Yılı bütçe maratonu başlad Uludere'de PKK'ya şok! Sicil affı için son gün 31 Aralık İsrail askerleri Ziyad Ebu Ayn'ı öldürdü İstanbul barajlarında son durum Rusya doğal gaz vanalarını açtı Tır sorununa Bakanlıktan geçici çözüm Başbakan'ın Polonya dönüşü açıklamaları Konya-İstanbul YHT hattı açılıyor Uluslararası Af Örgütü'nün Gazze raporu Fındık kabuğu şifa olacak 2015 bütçe görüşmeleri başlıyor Legia Varşova - Trabzonspor maçına doğru... Nabi Avcı'dan önemli açıklamalar Hamside bilinçsiz avlanma Diyarbakır'da 17 kişi dahagözaltına alındı "Alışılmış Cumhurbaşkanı olmam" Atina ile yeni bir dönemi açmaya kararlıyız Milli Eğtim Şurası sona erdi Hollande’dan sürpriz Putin ziyareti Dikkatli memurlara ödül ABD'nin kurtarma operasyonu başarısız oldu ABD'li bilim adamı Nobel ödülünü sattı Bankalara 4 köprü parası "masraf" ödendi Tuğçe Albayrak'ın ailesine taziye ziyareti Mars yolculuğu yarına kaldı! Altın ithalatı 6 yılın zirvesinde YHT'ler Şeb-i Arus törenlerine hazır Sınırda 20 kilometrelik TIR kuyruğu Batı'ya boyun eğmeyeceğiz Bedelli askerlik tasarıya eklendi Gönüllü Yaşlılar Taburu kuruldu Doğalgaz indirimi artabilir "Kadınlar sosyal hayatta öznedirler"
GÜNCEL
Erdoğan: Neymiş? Gözaltına alınanlar gazeteciymiş
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Aralık süreci başladığı andan itibaren malum çevrelerin "Basın susturuyor" diye bir kampanya başlattığını ve dünyaya da bunun bu şekilde servisini sağladığını belirterek, "Çok enteresan AB, tatil gününde bununla ilgili açıklama yapıyor ya. Bunlar ne zamandan beri tatil günlerinde bu tür açıklamalar yapmaya başladılar? Ne kadar da hassaslar, ne kadar da bu ülkede olanları, bitenleri seviyor, sayıyor hemen açıklamalarını yapıyorlar. 50 yıldır kapılarında bizi bekletenler acaba bu hassasiyeti nereden elde ettiler?" dedi.

Erdoğan, Wyndham Hotel'de düzenlenen DEİK Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, 14 Aralık'ta yargının, "önündeki iddialardan ve delillerden yola çıkarak" bir süreç başlattığına değinerek, Cumhurbaşkanı olarak süreci yakından izlediğini, her şeyin yasalara, usulüne uygun bir şekilde cereyan ettiğini söyledi.

Yargının ve emniyetin geçmişte yaptığı hataların tekerrür etmediğini, hiç kimsenin süreç tamamlanmadan linç edilmediğini, medya yoluyla algı operasyonları yapılmadığını, dikkatli, temiz bir sürecin ilerlediğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ancak bu süreç başladığı andan itibaren malum çevreler, 'Basın susturuyor' diye bir kampanya başlattılar ve dünyaya da bunun bu şekilde servisini sağladılar. Çok enteresan AB, tatil gününde bununla ilgili açıklama yapıyor ya. Bunlar ne zamandan beri tatil günlerinde bu tür açıklamalar yapmaya başladılar? Ne kadar da hassaslar, ne kadar da bu ülkede olanları, bitenleri seviyor, sayıyor hemen açıklamalarını yapıyorlar. 50 yıldır kapılarında bizi bekletenler acaba bu hassasiyeti nereden elde ettiler? Uluslararası basın her zaman yaptığı gibi Türkiye aleyhine bu kampanyaya sımsıkı sarıldı. Servisleri önceden yapılmıştı, ne olacağını zaten biliyorlar.

Uluslararası basını bir kenara koyun, AB'nin sözde hukukun üstünlüğüne, evrensel değerlere inanmış, insan haklarına saygı duyduğunu iddia eden oluşumlar dahi sözcüleriyle çıktılar Türkiye aleyhine bu kampanyaya destek verdiler. Ben bu AB'nin en büyük ülkesine 'PKK terör örgütünü ülkenizde besliyorsunuz, barındırıyorsunuz. Buyurun size dosyalar' diye sunduğumda, baştaki zattan veya hanımefendiden aldığım cevap şu, 'Şu anda haklarında 4 bin dava var.' Netice? Bir hiç. Aynı şekilde diğerlerinden aldığım cevap, bir hiç. Verilen bir cevap da ne biliyor musunuz? 'Burası bir hukuk devleti, dolayısıyla biz hukuk devletindeki neticeye bekliyoruz.' Türkiye ne? Guguk devleti mi? Burası da hukuk devleti, dolayısıyla bu hukuk devletinin verdiği kararı bekleyeceksin. Buradan çıkan karar ne ise sen de ondan sonra gerekli değerlendirmeni yaparsın."

"İsrail lehine haber yapmadığı için işinden kovulan, sürülen gazetecilere neden sahip çıkmadınız?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilerleme raporları hazırlanırken, bütün raporlarda her şeyin önceden planlı olduğunu dile getirerek, "Bize kalkıp akıl verenler, biliyorsunuz Sabancı Holding'in binasında merhum Sabancı'yı katleden terörist şu anda Avrupa'nın ülkelerinde fellik fellik dolaşıyor. Yakalıyorlar, bir kapıdan giriyor, öbür kapıdan çıkıyor. Niye teslim etmiyorsunuz, niye vermiyorsunuz? Söylediğimiz zaman bakıyorsunuz 50 dereden 50 türlü su getiriyor. 7 tane vatandaşımızı öldürdüler. Bizim milletvekillerimizi dahi mahkemeye sokmadılar. Basın mensuplarını sokmadılar. Kavga gürültü neyse girildi" diye konuştu.

Sindelfingen'de Türk vatandaşlarının yaşadığı bir evin kundaklandığını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hala failleri ortada yok. Hani Batı, sen bunun hesabını verebiliyor musun? O zaman neyi konuşuyorsunuz ya? Siz hangi adaletten bahsediyorsunuz? Hangi bu noktada hukuktan bahsediyorsunuz? Bunların yapılanlar hoşlarına gitmeyebilir. Bunlara ben şunu söylüyorum, 'Umutlarınızı bir defa adalet üzerine tesis edin, umut bağladığınız maşaların maskesi düşüyor olabilir. Hoşunuza gitse de gitmese de Türkiye'deki yargının tasarruflarına ve kararlarına saygı duyacaksınız, hukukun üstünlüğüne saygı göstereceksiniz.' Neymiş? Gözaltına alınanlar, gazeteciymiş. Ya gazeteci suç işlemez mi, işlemiyor mu?

Anadolu Ajansı mensubu Mısır'da şiddete maruz kaldı

İngiltere'de telekulak skandalı nedeniyle 50 gazeteci sorguya çekilirken, bir medya kuruluşu kapısına kilit vururken, neden çıkıp da 'Basın susturuluyor' demediniz? İsrail sadece bu yıl içinde 16 gazeteci katletti. Neden sustunuz? İsrail lehine haber yapmadığı için işinden kovulan, sürülen gazetecilere neden sahip çıkmadınız? Mısır'da, içinde Türkiyeli gazeteciler de olmak üzere onlarca gazeteci gözaltına alındı, Anadolu Ajansı mensubu da baskıya, şiddete maruz kaldı. Neden sesinizi çıkarmadınız? Türkiye'de polis katiline, bekçi katiline, insanların hürriyetlerine kasteden örgüt üyelerine gazeteci diyerek sahip çıkacaksın, ama AB içinde olanı başka ülkelerde olanı görmeyeceksin. Hiç kimse kusura bakmasın..."

"Bunlar Türkiye'yi ne zannediyor?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün bir rapor yayımladığını, her zaman olduğu gibi Türkiye'nin "baş köşeye" yerleştirildiğini belirterek, İsrail ile ilgili ne yazdıklarını merak ettiğini ve baktığını, raporun bir yerinde bile İsrail'in adının geçmediğini söyledi.

Raporda Filistin'in adının geçtiğini, Filistin'de 7 gazetecinin öldürüldüğünün yazdığını kaydeden Erdoğan, "Sanki o gazetecileri Filistinliler öldürdü" gibi bir algı oluşturulduğunu ancak İsrail'in tek kelimeyle dahi raporda yer almadığını dile getirdi.

Gazeteciliği maske olarak kullanıyorlar

Erdoğan, Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi'nin kendisini ziyaret ettiğini ifade ederek, şunları söyledi:


"Kendilerine açık açık her şeyi anlattım. Adalet Bakanlığı'ndan bütün belgeleri aldırttım ve kendilerine bunları gösterdim. 'Bunların adı gazeteci ama bunlar bak şurada polisimizi şehit ettiler, şurada bekçimizi şehit ettiler, şurada ellerinde, evlerinde bombalar bulundu ve bunlar, şu şu şu terör örgütlerinin mensupları, üyeleri. Bunun yanında bunlar, gazeteciliği bir maske olarak kullanıyorlar ve şu anda da mahkum oldular'... Ne deseler beğenirsiniz? Bunların yeniden yargılanmaları mümkün değil mi? 'Hayır, bitti o iş, kapandı o defter. İşte bakın dosyalar burada, sizde bu tür şeyler olabiliyor mu? Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde olabiliyor mu? Niye bizden bunu istiyorsunuz?' dedim. O komite yayımladığı raporda, karşımızda hiçbir şey söyleyemedi, Türkiye'yi hedef alıyor ama İsrail'in katlettiği gazetecilerden, onlar da bahsetmiyor. Bu nedir ya? Bunlar Türkiye'yi ne zannediyor? Acaba bunları, bu operasyonları yutacağımızı mı zannediyorlar? Böyle mi düşünüyorlar? O günler geçti."
Birinci Haber | 0 Yorum
20-12-2014
GÜNCEL
Başbakan: CHP 4 dakika ülke yönetiminde bulunsa...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen AK Parti Rize 5. Olağan İl Kongresi’nde partililere hitap etti.

Rize’nin insanlarının her zaman başını dik tuttuğunu, bunun en güzel örneğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Nasıl Rize’nin dağları, Karadeniz’in dalgaları hiçbir güç karşısında eğilmemişse, durmamışsa biz de bu yolda hiçbir güç karşısında eğilmeyiz, durmayız inşallah" diye konuştu.  

Rize’nin ilçelerini tek tek sayarak, vatandaşlara selam gönderen Davutoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımız ne kadar Rizeliyse o kadar da Konyalıdır. Ben de ne kadar Konyalıysam o kadar da Rizeliyim inşallah" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, Rize’nin AK Parti için her zaman baş taçı olduğunu, Rize’nin de AK Parti’ye her zaman en yüksek desteği verdiğini, haziran ayında yapılacak seçimlerde de Rize’den yine rekor beklediklerini dile getiren Davutoğlu, Rizelilerin, AK Parti’nin siyaset sahnesinde yaşadığı zorlukları, engellemeleri en iyi bilenlerden olduğunu söyledi.

AK Parti Genel Başkanlığı görevini, Erdoğan’dan devraldığında gözünün önüne Erdoğan’ı Pınarhisar cezaevinde ziyaret ettiği günün geldiğini anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Allah şahit ki ne o ne de ben yıllar sonra bir büyük emaneti birbirimize tevdi edeceğimizi düşünmemiştik. Ama o hapishanenin görüşme odasından, o emaneti birbirine tevdi eden ve o emaneti taşıma kararlılığını gösteren iki kardeş, iki dava arkadaşı çıktı. Allah’a hamd-ü senalar olsun. Pınarhisar’da o görüşmemizde, dışarıda yazılan şuydu: 'Muhtar bile olamaz'. Onların muhtar bile olamaz dediği yiğit adam Cumhurbaşkanı oldu mu? Demek ki milletin kararını manşetler vermiyor, demek ki birileri perde arkasında toplantılar yaparak, kumpaslar yaparak kaderi belirleyemiyor. 'Kaderin üstünde kader var' diye inanan bizler kaderimizi Rabbimize, geleceğimizi milletimize emanet ettik."

AK Parti’nin kuruluşu ve iktidara gelme sürecinde yaşananları anlatan Davutoğlu, tüm engellemelere, yasaklamalara rağmen AK Parti’nin başarıyla yoluna devam ettiğini, kendisinin de yaklaşık 7 yıl başdanışman olarak Erdoğan ile tüm süreçleri yaşadığını dile getirdi.

Davutoğlu, AK Parti’nin girdiği seçimlerde aldığı başarıları hatırlatarak, milletten başka hiçbir güç odağının AK Parti’nin çalışmalarını engelleyemeyeceğini belirtti. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"2011 seçimlerinden sonra engelleyemedikleri hareketi başka provokasyonlarla engellemeye çalışıyorlar. Gezi provokasyonları… 8-10 ağacın bir yerden bir yere taşınması için ülkeyi kaosa sürükleyen o provokatörler, Yalova’da asırlık çınarlar kesildiğinde seslerini çıkarabildiler mi? Çünkü mesele, tam da onların dediği gibi, ağaç meselesi değildi. Mesele milletten güç alan bir iktidara darbe yapma, milletten güç alan bir hükümeti bulunduğu makamdan uzaklaştırma çabasıydı. Engelleyebildiler mi, hedeflerine ulaşabildiler mi? Ulaşamadılar. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti kadrolarının arkasında sadece millet vardı. Sadece Allah’a ve millete güvenerek yola çıkmıştı.

Gezi olaylarında başarılı olamayınca 17 Aralık ve 25 Aralık provokasyonları başladı. Bu sefer başka bir maskeyle, dini görünüm altında olan bir paralel çeteyle bu işe yeltendiler. Bu çete üzerinden halkın iradesiyle iş başına gelmiş hükümeti yerinden etmeye çalıştılar ve yargı adına aynen 27 Mayıs darbesi gibi ileride bir utanç belgesi olacak şekilde görevini sürdürmekte olan bir Başbakan için 'dönemin başbakanı' diye iddianame hazırladılar. O kadar emindiler ki bu tuzaktan sonra Başbakanımızı yerinden edecekler ve kendi istedikleri tür bir yönetim kuracaklar. Onlar kapalı kapılar ardında bu tuzakları kurarken, bu milletin aziz fertleri alnı secdede bu parti ve lider için dua ediyordu, hesap edemedikleri oydu. Onlar bedduaların arkasına saklanırken zillet içinde, vatandan uzakta bir diyarda vatan aleyhine beddualar yaparken alnı secdedeki aziz milletimiz AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanımız için dualar ediyorlardı. Durduramadılar, engelleyemediler 30 Mart’ta halk gerekli mesajı verdi."

Aynı güçlerin, 30 Mart seçimlerinin ardından Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmasını engellemeye çalıştığını belirten Davutoğlu, "Her türlü oyunu, her türlü tuzağı kurdular. Yetmedi bütün partiler bir araya geldi ve çatı aday çıkardılar. Onlar çatı aday çıkartırken, çatı adayla uğraşırken biz sadece ve sadece milletin kendisiyle iletişime geçtik ve milletin kendisiyle yol yürüme kararlılığını gösterdik" diye konuştu.

"Şişli'yi bile idare edemiyorsunuz"

Başbakan Davutoğlu, "Düşünün, Şişli'de yaşananlardan sonra 4 dakika bu ülke yönetiminde bulunsalar, birbirlerini tehdit ederler, birbirlerinin koltuklarına göz dikerler, birbirleriyle mücadele etmekten milletin yüzüne bakamazlar. Daha siz Şişli'yi bile idare edemiyorsunuz" dedi.

AB'nin, İstanbul merkezli "paralel yapı" operasyonuna ilişkin pazar günü hemen açıklama yaptığını, ama başka bir konu olsa karar alma süreçlerinin haftalarca sürebileceğini belirten Davutoğlu, "Konuyu saptırarak, sanki basına dönük bir operasyon yapılıyormuş gibi bunu dünyaya şikayet edenler ve bu şikayet üzerinden Türkiye'yi dışarda mahkum etmek isteyenler bilsinler ki Türkiye her açıdan özgürlükler ülkesidir, demokratik özgürlüklerin korunduğu bir ülke olmaya devam edecektir" dilye konuştu.
Birinci Haber | 0 Yorum
20-12-2014
GÜNCEL
Mezarlığa dadanan ayı ceset çaldı!
Kastamonu'da son aylarda mezardan ceset çıkartıp yiyen ayı, bu sefer 25 gün önce defnedilen bir cesedi mezardan çıkartıp, cesetle birlikte ortalıktan kayboldu.

Kastamonu'nun Küre ilçesine bağlı İmralı köyünde yaşayan A.K, İstanbul'da kaldırıldığı bir hastanede rahatsızlanarak 25 gün önce hayatını kaybetmişti. Cenazesi köyündeki aile kabristanlığına defnedilen 65 yaşındaki A.K'nin mezarı, ayı tarafından tahrip edildi. Ayı önce, mezarın baş tarafından cesede ulaşmaya çalıştı. Mezarın içerisindeki tahtaları geçemeyen ayı, daha sonra ayak kısmına geçerek açtığı çukurdan cesede ulaştı. Çukurdan cesedi çıkartan ayı, cesetle birlikte ortadan kayboldu.

KÖYLÜLER PARÇALANMIŞ KEFENİ BULDU

Başka bir cenaze için mezarlığa gelen köylüler, A.K'ye ait mezarı tahrip edilmiş halde buldu. Köylülerin ihbarı üzerine olay yerine gelen Jandarma ekipleri, İl Afet ve Acil Yardım Müdürlüğü ile birlikte ayı tarafından kaçırılan cesedi arama çalışması başlattı. Köylülerin de katıldığı arama çalışmalarında ekipler, mezarın yakınında cesede ait parçalanmış kefenlerle birlikte kemik parçası buldu. Kefen ve kemik parçasında ayıya ait tüyler tespit edildi. Öte yandan, cenaze sahipleri, mezarları her ne kadar çalılarla korumaya çalışsa da ayıyı durduramadı.

AYI, MEZARI EŞEREK CESET KAÇIRDI

Öğle saatlerinde başka bir cenazeden dönerken dedesinin mezarına gittiğini belirten İsmail Demirkol, bu esnada 25 gün önce defnedilen A.K'ye ait mezarın tahrip edildiğini fark ettiğini söyledi. Bunun üzerine Demirkol, Jandarma ekiplerine haber verdiğini ifade etti. Demirkol, "İstanbul'da ikamet eden A.K'nin bir hastalığından dolayı vefat ettiğini duydum. Ardından cenaze köyümüze geldi. Burada mezarlığa defnettik" dedi. Ayının önce baş tarafından mezarı eşmeye başladığını anlatan Demirkol, "Buradan cesedi alamayınca ayak ucuna gelerek buradan eşmeye başlamış. Buradan çukur oluşturarak cesede ulaşıyor. Daha sonra bu çukurdan cesedi dışarıya çıkartıyor. Şu anda mezar boş, ceset ortada yok" diye konuştu. Cenazenin yakınlarını olaydan haber ettiklerini açıklayan İsmail Demirkol, "İstanbul'dan yola çıktılar. Sabaha karşı köyde olmalarını bekliyoruz. Cenazeyi bulana kadar durmadan aramaya devam edeceğiz. Arama çalışmalarında sadece mezarlığın yakınında kemik parçası bulduk. Bu kemik parçasını da Jandarma ekipleri inceleme yapmak için aldı" ifadelerini kullandı.

"ÖLSEK DE SAĞ KALSAK DA AYIYA TESLİM OLUYORUZ"

"Artık ölümüz de dirimiz de tehlikede" diyen Köy Muhtarı Güleryüz ise şöyle konuştu: "Yani ölsek de sağ kalsak da ayıya teslim oluyoruz. Köylerimizde ayılar şu anda çok fazla bulunuyor. Bu konuda yetkililerden yardım bekliyoruz." Öte yandan, Kastamonu'da daha önce Ağlı ilçesi ile merkeze bağlı Dokuzkat köyünde de ayılar tarafından mezarlar tahrip edilerek, cesetler parçalanmıştı.
Birinci Haber | 0 Yorum
20-12-2014
GÜNCEL
"Haşhaşi örgütünü" kimse hatırlamayacak!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Wyndham Hotel'de düzenlenen DEİK Genel Kurulu'ndaki konuşmasında, 2002 sonundan bugüne gelen sürecin "dikensiz bir gül bahçesi" olmadığını dile getirerek, neler yaşandığını, ülkenin ve milletin hangi badireleri atlattığını herkesin gördüğünü ifade etti.

Darbe senaryoları yazıldığını, bazı senaryoların uygulama planına dahi geçtiğini, şahsına, arkadaşlarına tehditler yapıldığını, hatta suikast girişimleri olduğunu, iktidardaki, milletin sandıkta verdiği oylarla işbaşına gelmiş bir siyasi partinin, parlamentonun yüzde 65'ine sahipken kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Erdoğan, sokakların hareketlendirildiğini, içeriden ve dışarıdan siyasete yönelik, milli birliğe, ekonomiye yönelik çok sayıda operasyon yapılmak istendiğini söyledi.

Erdoğan, geçen yıl "17-25 Aralık darbe girişimi" yaşandığına değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bütün bu saldırıların bütün bu operasyonların herhangi birinde eğer boynumuzu eğseydik, diz çökseydik, tuzağa düşseydik inanın bugünlere ulaşamazdık, bugün burada 2023 vizyonundan bahsedemezdik. Darbenin sonucu konusunda kendilerinden o kader eminlerdi ki darbe sonrasında kullanmak üzere iddianameyi hazırlamışlar ve o iddianameye 'Dönemin Başbakanı' ifadesini koymuşlardı. 'Dönemin Başbakanı' diyenler, şimdi dönemin haşhaşi örgütü oldular. Merhum Menderes'e, devran aynı, 'Sabık Başbakan' diyenleri hiç kimse hatırlamıyor. Aynı. Hatırlayanlar da hayırla yad etmiyor. Bizim için 'Dönemin Başbakanı' diyen, dönemin haşhaşi örgütünü de inşallah kısa süre zarfında hiç kimse hatırlamayacak, hatırlayan da hayırla yad etmeyecek.

Ancak şunu hiçbir zaman unutmayacağız ve unutmamalıyız, eğer bir maşa kullanılamaz hale gelirse, bu üst akıl gider kendisine başka bir maşa bulur. Bunu unutmayalım. Bir senaryo çökerse, giderler başka bir senaryo yazarlar çünkü 12 yıldır bunu yapıyorlar. 12 yıldır renk değişse de görüntü, maske, kılıf değişse de oyun değişmiyor, senaryo değişmiyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düne kadar birbirlerine demediklerini, yapmadıklarını bırakmayanların bugün kucaklaştığını ifade ederek, "Niye? Çünkü üst akıl, öyle emrediyor, öyle istiyor. Düne kadar birbirlerini hasım görenler, bugün artık ortak hareket ediyorlar. Niye? Çünkü patron öyle istiyor. Üst akla, patrona da itiraz edemezler, itaatsizlik edemezler çünkü aldıkları sözlerin diyetini ödemek zorundalar. Bunların tabuları o. Şimdi tabular yıkılıyor. Mesele burada. Onun için bu dönem farklı bir dönem. Hamdolsun Allah'a, bizim ödenecek bir diyetimiz yok, onun için bu kadar cesaretle bu kadar bu noktada kavi hareket ediyoruz. Biz yetkiyi, emaneti birilerinden almadık, biz yetkiyi milletten aldık, hesabı da sadece millete veririz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

"2023'e giden yol, bir gülistan olmayacaktır. Bir gül bahçesi olmayacaktır. Bu sürecin zorlukları olacak, sıkıntıları olacak, zaman zaman bizim gayretimizi, aşkımızı, şevkimizi kırmaya yönelik saldırılar da olacak, vazgeçersek, yılgınlığa kapılırsak, yeise teslim olursak, biz de kaybederiz, millet de kaybeder ülke de kaybeder"

"14 Aralık tarihinde yargı önündeki iddialar ve delillerden yola çıkarak bir süreç başlattı. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak süreci yakından izliyorum. Her şey yasalara ve usulüne uygun şekilde cereyan ediyor. Yargının ve emniyetin geçmişte yaptığı hatalar tekerrür etmiyor, hiç kimse süreç tamamlanmadan linç edilmiyor, medya yoluyla algı operasyonları yapılmıyor. Kim ne derse desin gerçekten şu anda dikkatli ve temiz bir süreç ilerliyor"

"Unutmayın maşalar her zaman olacak, tuzaklar her zaman olacak. Dün din alimi maskesiyle vatanına ihanet edenler, yarın başka bir maske ile ülkelerinin karşısına çıkacaklar. Unutmayın Hasan Sabbahlar hiçbir zaman bitmez. Bunlar her zaman olacaktır. Onların bir tuzağı varsa Allah'ın da bir tuzağı var. Onların bir hesabı varsa milletin de bir hesabı var. İşte gün geldi, hesap döndü, ihanet hesabı yapanlar, millete hesap vermeye başladı"

"Türkiye, AB'nin önünde kapı kulu değildir. Türkiye, bırakın boynunu eğmeyi, bırakın geri adım atmayı, asla ve asla azarlanacak, kendisine gündem belirlenecek, istikamet çizilecek bir ülke değildir. Biz ne itibarımızdan ne gücümüzden ne de büyümemizden bir şey kaybederiz. Hiç merak etmeyin"
Birinci Haber | 0 Yorum
20-12-2014
TEKNOLOJİ
Yerli otomobil ne zaman yollarda olacak?
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "Bakanlığımız çalışmaları, TÜBİTAK destekleri ve sektöre sağladığımız yatırım teşvikleriyle farklı yatırımcıları bir araya getirerek, 2020 öncesinde yerli marka otomobilimizi ülkemiz ve dünya yollarında görmeyi hedefliyoruz" dedi.

Işık, kentte bir otelde düzenlenen "Ulusal Otomotiv Tedarik Çalıştayı"nın açılışında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin bir yandan çok zor, öbür taraftan da fırsatlarla dolu süreçten geçtiğini söyledi.

Türkiye'nin, gelişmiş olanlar dahil birçok ülke günü kurtarmaya çalışırken açıkladığı "Yapısal Dönüşüm Programları" ile yaşanan bu süreçleri orta ve uzun vadede lehine çevirecek adımları attığını dile getiren Işık, "Son aylarda petrol fiyatlarının gerilemesi, Türkiye'ye olumlu yönde katkıda bulunacak. İnen fiyatlar, girdi maliyetlerini azaltarak sanayicimizi daha rekabetçi hale getirecek. Bu durum bir yandan ihracatımızı artırırken bir yandan da düşen petrol fiyatlarıyla cari açıkta da ciddi iyileşmeler sağlayacak. Aldığımız makro ihtiyati tedbirlerle zaten cari açığı belli bir seviyeye çekmiştik. Petrol fiyatlarının geldiği durum itibarıyla ülkenin döviz ihtiyacı daha da makul seviyelere inecek" değerlendirmesinde bulundu.

Düşen petrol ve emtia fiyatlarıyla enflasyonun da Orta Vadeli Programda 2015 yılı için öngörülen yüzde 6,3'ün altında gelme ihtimalinin güçlendiğini aktaran Işık, bu durumun hem Merkez Bankası kararlarına hem de iç tüketime olumlu yansıyacağını belirtti.

"Türkiye, otomotiv üretiminde dünyada 17'nci sıraya yerleşti"

Işık, otomotiv sanayinin, teknolojik gelişmeye yaptığı katkı ile 20'nci yüzyılda yaşanan toplumsal dönüşümün en önemli aktörleri arasında yer aldığına değindi.

Bu rolünü bugün de devam ettiren otomotiv sanayinin, yaklaşık 2 trilyon avro hacminde bir büyüklüğe ulaştığını belirten Işık, şöyle devam etti:

"Bu rakam ile otomotiv sektörü, 5 ülke hariç dünyadaki diğer ülkelerden daha büyük bir ekonomik büyüklüğe sahip bulunuyor. Otomotiv firmaları 2013 yılında yaklaşık 87 milyon adet araç üretti. Ülkemizde ise ithal ikamesi amaçlı traktör ve ticari araçların montaj üretimi ile yola başlayan otomotiv sektörümüz, bugün dünya pazarına yönelik tasarım, Ar-Ge ve üretim yapar hale geldi. Gelinen noktada Türkiye, otomotiv üretiminde dünyada 17'nci sıraya yerleşti. Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde otobüs üretiminde birinci, hafif ticari araç ve ağır kamyon üretiminde ikinci, otomobil üretiminde ise 7'nci sıralarda yer almaktadır. Ülkemiz otomotiv sanayinin dünya otomotiv ihracatından aldığı pay 2002 yılında yüzde 0,6 iken 2013 yılında bu oran yüzde 1,4'e yükseldi. Bu oranlar, sektör ve ülkemiz açısından oldukça sevindiricidir."

"Bu tablo bizim için sevindiricidir"

Bakanlığın Girişimci Bilgi Sistemi verilerine göre, otomotiv tedarik sanayinin, 3 bin 143 firma ve 121 bin 417 çalışanı ile büyük bir sektör haline geldiğini bildiren Işık, Türk otomotiv tedarik sanayinin, uluslararası pazarlarda rekabet ettiğine dikkati çekti.

Işık, 2006 yılında 3,2 milyar dolar olan otomotiv tedarik sanayi ihracatının 2013 yılında 6,46 milyar dolara çıktığını söyleyerek, şunları kaydetti:

"Bu ihracat tutarı, toplam otomotiv sektörü ihracatımızın yüzde 35'ini oluşturuyor. Otomotiv tedarik sanayimizin 2023 yılı ihracat hedefi ise 30 milyar dolardır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, otomotiv yan sanayi 2008-2011 döneminde 1-1,5 milyar dolar, 2012'de 397 milyon dolar, 2013'de 189 milyon dolar dış ticaret açığı vermiştir. O dış ticaret açığının en önemli kalemlerinden birinin motor ve aktarma organları olduğunu biliyoruz. 2014 ocak-ağustos döneminde, otomotiv sanayide 2,4 milyar dolar, yan sanayinde ise 318 milyon dolar dış ticaret fazlası verdik. Artık 2014 itibarıyla tablo tersine döndü. Bu tablo bizim için sevindiricidir."

Yerli marka otomobil üretimi

Küresel ısınmayla dünyada çevresel faktörler konusundaki bilinç ve beklentinin çoğaldığına da değinen Işık, buna bağlı olarak otomotiv sanayinde araç hafifletme, çevre ve tüketici dostu araç, yeni malzemeler ve yeni teknolojiler konusunda çalışmaların da her geçen gün arttığını anlattı.

Çevreye zarar vermemesi, fosil yakıt kullanmaması ve yakıt maliyetinin az olması nedeniyle otomotiv sektörünün geleceğinde elektrikli araçların büyük rol oynayacağının öngörüldüğünü vurgulayan Işık, şunları söyledi:

"Otomotiv alanında milli teknolojilerin geliştirilmesi için sektörü tüm yönleriyle destekliyoruz. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) aracılığıyla içten yanmalı motorlu araçların performansını artıracak, elektrikli ve hibrit araçların pil teknolojilerini geliştirecek ve bu araçlarda emisyon azaltılmasını sağlayacak sistemleri üretecek yenilikçi girişimcilere 2,5 milyon liraya kadar destek veriyoruz. 'Hibrit Elektrikli Araçlara Özel İçten Yanmalı Motor Tasarımı Çağrısı' ile de hibrit elektrikli araçlarda kullanıma uygun, yüksek performanslı ve düşük emisyonlu içten yanmalı motorların geliştirilmesine yönelik bilgi ve teknoloji üretimini bekliyoruz."

Ayrıca asgari 75 milyon lira tutarındaki motor yatırımları ile en az 20 milyon lira tutarındaki motor aksamları, aktarma organları/aksamı ve otomotiv elektroniğine yönelik yatırımlara da 5'inci bölge desteği verdiklerini dile getiren Işık, "Bakanlığımız çalışmaları, TÜBİTAK destekleri ve sektöre sağladığımız yatırım teşvikleriyle farklı yatırımcıları bir araya getirerek, 2020 öncesinde yerli marka otomobilimizi ülkemiz ve dünya yollarında görmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

Ar-Ge merkezleri

Dünyada, otomotiv sektöründe kıyasıya bir rekabet yaşandığını belirten Işık, bu noktada ise Ar-Ge, inovasyon ve tasarımın önem kazandığına işaret etti. Işık, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Otomotiv tedarik sanayinde şu anda 41 Ar-Ge merkezi faaliyet gösteriyor. Bu, sektör bazında bulunan en yüksek Ar-Ge merkezi sayısıdır. Ar-Ge'ye verdikleri önemden dolayı otomotiv yan sanayi firmalarımızı kutluyorum. Yakın zamanda Ar-Ge merkezi belgesi almak için gerekli en az 50 Ar-Ge personeli çalıştırma zorunluluğunu 30'a düşürdük. Bu nedenle 41 olan Ar-Ge merkezi sayısının daha da artmasını arzu ediyoruz."

Otomotiv yan sektörünü rekabetçi yapan en önemli etkenlerden birinin de sektörün tasarım gücü olduğunu belirten Işık, var olan rekabetçiliği daha da artırmak amacıyla tasarımı da aynı Ar-Ge merkezlerinde olduğu gibi yoğun bir şekilde desteklemek amacıyla düğmeye bastıklarını söyledi. Işık, bu amaçla gerekli mevzuat hazırlıklarını yaptıklarını, bununla ilgili güzel haberleri yakında paylaşacaklarını belirterek, tasarımı da aynı Ar-Ge merkezleri gibi destekleyeceklerini ve otomotiv yan sanayinin bu alanda hamle yapmasının önünü açacaklarını vurguladı.

"Kümeleri 5 yıl süreyle destekleyeceğiz"

Işık, bu bölgede otomotiv yan sanayi ile ilgili ciddi bir ekosistem olduğunu anlattı.

Bu durumun aslında sektör şirketlerinin bu bölgede kümelendiğini de gösterdiğini aktaran Işık, "Şirketlerimizi bakanlık olarak hazırladığımız 'Kümelenme Destek Programı'ndan yararlanmaya, böylelikle hem iş birliklerini hem de rekabetçiliklerini artırmaya davet ediyorum. Bu program ile kümeleri 5 yıl süreyle destekleyeceğiz. Bu faaliyetler için 2015 yılı bütçemizde 12 milyon 750 bin liralık bir bütçemiz var ancak bu bütçenin yeterli olmaması durumunda da inşallah gerekli artırımı yapacağız" ifadesini kullandı.

"Konunun detayları netleştikçe sizlerle paylaşırız"

Bakan Işık, "Yenişehir konusunda eğer oradaki arazi, Otomotiv Test Merkezi olmazsa biliniz ki daha iyi bir yatırım için olacaktır. Şimdilik sadece bu kadar söyleyeyim, bundan sonrası konunun detayları netleştikçe sizlerle paylaşırız" dedi.

Otomotiv teknolojilerinin pek çok sektörü barındırdığını ifade eden Işık, bugün Bursa'da ve otomotiv yan sanayisinin güçlü olduğu tüm bölgelerde, sanayicilerin raylı sistemler ve havacılık gibi diğer sektörlerde de rekabetçi hale geldiğini, bu sektörlerde büyüyüp dünya devleriyle yarıştığını belirtti.

Işık, örneğin otomotiv sektörünün sinyalizasyonunda ya da koltuk sistemlerinde elde edilen tecrübe ve bilgi birikiminin diğer sektörlerin kapısını çok rahat araladığını anlatarak, bu noktada sektöre yönelik doğru politikaların hayata geçirilmesi ihtiyacının doğduğunu dile getirdi.

"Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı"

Bakanlık olarak paydaşlarıyla otomotiv sektörünün sorunlarını tespit ettiklerini ve çözüm yollarını geliştirdiklerini bildiren Işık, şunları kaydetti:


"2015-2018 yıllarını kapsayacak şekilde 'Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı' hazırlık çalışmalarına başladık. Bakanlığımızca verilen aksam ve araç tip onay belgelerinin uluslararası geçerlilik kazanmasına yönelik gerekli mevzuat güncelleme ve teknik servis ile onay kuruluşunun altyapısını iyileştirme çalışmaları yine bu eylem planı kapsamında devam ediyor. 2011-2014 dönemindeki Sanayi Strateji Belgesi ve Eylem Planındaki hedeflerin yüzde 84'ünü hayata geçirdik. Şimdi 2015-2018 dönemiyle ilgili sanayi strateji belgesini önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız ve en kısa sürede yürürlüğe koyup yolumuza devam edeceğiz."

Araziyle ilgili sorunlar

Fikri Işık, Otomotiv Test Merkezi üzerinde son dönemde bazı gelişmeler olduğuna da değindi.

Türkiye'nin, Otomotiv Test Merkezi'ni mutlaka yapacağını vurgulayan Işık, "Birinci önceliğimiz, bu test merkezinin, otomotivin kalbi durumunda olan Bursa'da yapılması. Araziyle ilgili bazı sorunlarımız var. Sorunların aşılması için ciddi bir gayret gösteriyoruz. Bu gayret sonucunda en önemli arzumuz, Bursa'da bu test merkezinin hayata geçmesi yönünde. Bu test merkezinin özellikle üretilecek yerli araçlar için önemli bir adım olacağını düşünüyoruz ve Türkiye'nin bu noktada yurt dışına ödediği bedellerin yurt içinde kalması açısından da bir an önce hayata geçmesi için gayretimizi gösteriyoruz" ifadesini kullandı.

"Oradaki durum biraz hassas"

Işık, bir gazetecinin, "Otomotiv Test Merkezi'nin Bursa'ya yapılacağı ile ilgili konuştunuz ama yeri tartışılıyor. Birkaç alternatif var mı yoksa Yenişehir üzerinde yoğunlaşılacak mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Biliyorsunuz öncelikle Yenişehir üzerine yoğunlaştık. İlk belirlediğimiz alan bizim açımızdan dünya çapında bir Otomotiv Test Merkezi olması noktasında yetersiz kaldı. Daha sonra ikinci bir alan üzerinde yoğunlaştık. İkinci alanla ilgili 'problem' demeyelim ama başka bir durum çıktı. O durumla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Oradaki durum biraz hassas bir durum."

"Birinci önceliğimiz yine Bursa olacak"

Merkezin Yenişehir'de kurulmasına ilişkin görüşmelerin sürdüğü bilgisini veren Işık, burası için olumsuz sonuç alınması halinde yine birinci önceliklerinin Bursa olacağına dikkati çekti. Işık, şu bilgileri verdi:

"Valimiz ile alternatif alan çalışmasını yapıyoruz. Temel önceliğimiz, otomotiv sektörünün en yoğun olduğu bölgemizde Otomotiv Test Merkezi'ni kurmak ama burada eğer arzu ettiğimiz alanı bulamazsak o zaman farklı alternatifleri Bursa dışında değerlendiririz ama şu anda arkadaşlarımız yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Özellikle Yenişehir konusunda eğer oradaki arazi, Otomotiv Test Merkezi olmazsa biliniz ki daha iyi bir yatırım için olacaktır. Şimdilik sadece bu kadar söyleyeyim, bundan sonrası konunun detayları netleştikçe sizlerle paylaşırız."

Bursa Valisi Münir Karaloğlu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, Taşıt Araçları ve Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Mehmet Dudaroğlu ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Orhan Sabuncu'nun da katıldığı çalıştayın sonraki bölümü basına kapalı gerçekleştirildi.
Birinci Haber | 0 Yorum
20-12-2014
GÜNCEL
Konya-İstanbul arası 4 saatin altına düşecek
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya-İstanbul arasında Yüksek Hızlı Tren (YHT) seferlerinin başlayacak olması dolayısıyla Konya Garı’nda düzenlenen törende konuştu.
 
Başbakan Davutoğlu, bugün üç güzel vesileyle Konya’da bulunduklarını, birincisinin, Vuslatın 741. yıl dönümü olduğunu, her sene vuslatın yıl dönümünde Konya’da bir araya geldiklerini söyledi.
 
Vuslatın manen temizlenme, tefekkür, zikir ve muhasebe vesilesi olduğunu dile getiren Davutoğlu, “Her sene vuslatta bir araya geliyoruz, Hazreti Mevlana’ya ve onun izinden yürüyenlere selam ile vuslatı idrak ediyoruz. İkinci güzel vesile, Konya aşığı olan Sayın Cumhurbaşkanımızı,  Cumhurbaşkanı unvanıyla ilk defa Konya’da ağırlıyoruz. Kendisine ve saygıdeğer Hanımefendi’ye bütün Konyalılar adına hoş geldiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız,  Başbakanlıkları döneminde Konya’yı her zaman zihinlerinde, gönüllerinde tuttular ve her vesileyle Konya’ya gelerek, Konyalılarla buluşmaktan büyük mutluluk hissettiler. Ben buna en yakından şahidim. Bütün Konyalıların da şahit olmasını isterim. Hiçbir zaman, hiçbir vuslatta bizi yalnız bırakmadılar. Bu sene de kendilerini Konya’da, Başbakan olarak ağırlamaktan, bütün Konyalılar adına hoş geldiniz demekten onur duyuyorum" şeklinde konuştu.
 
“İlk başkentimiz ve kadim başkentimiz arasındaki güzel buluşma”
 
Konya’da bulunmalarının üçüncü güzel nedeninin de Konya ile İstanbul arasında hızlı tren seferlerinin başlaması olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
“Vuslat, hep güzel hediyelerle gelir. Manevi temizlik, manevi yenilenmeyle birlikte maddi inkişaflar, maddi yenilenmelerle de birlikte gelir. Vuslat vesilesiyle çok güzel açılışlara ev sahipliği yaptı Konya. Şimdi de Anadolu’daki ilk başkentimiz, Selçuklu başkenti Konya ile Cihan Devleti’mizin başkenti ve küresel dönemin de en önemli, küresel şehirlerin merkez şehirlerinden birisi İstanbul, birbiriyle irtibatlanıyor. Aslında birçok buluşmayı bir arada gerçekleştirmiş oluyoruz. Vuslat ile manevi buluşma, bu hızlı tren ile ilk başkentimiz ve kadim başkentimiz arasındaki güzel buluşma. Bu aslında milli birlik ve beraberliğinin de güzel bir timsali.”
 
"Tarihimizden istikbalimize doğru yürüyüşün en güzel halkası..."
 
Başbakan Davutoğlu,  iktidarları döneminde, ilk olarak 13 Şubat 2009’da, Ankara ile Eskişehir, 2011’de Ankara-Konya, 2013’te Eskişehir-Konya, 2014 Temmuz ayında Ankara-İstanbul hızlı tren seferlerinin başlatıldığını, şimdi de Konya ve İstanbul’un hızlı trenle birbiriyle irtibatlanacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Böylece ilk başkentimiz, Cihan Devletimizin başkenti ve son başkentimiz Cumhuriyetimizin başkenti birbirine hızlı trenle birleşti. Bu aynı zamanda tarihimizden istikbalimize doğru yürüyüşün en güzel halkasını oluşturmaktır. Buna emeği geçen Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, bütün arkadaşlarımıza teşekkürü borç biliyorum. Bu başkentler, nasıl tarihte birlikte ve beraber bir büyük medeniyetin doğuşuna merkezlik etmişlerse, gelecekte de aziz milletimizin istikbale yürüyüşünde de önemli roller üstlenecekler. Bu hizmet, bu büyük aşk, sevda yolu, bundan sonra da kararlı şekilde inşallah önümüzdeki dönemde devam edecek.”
 
"2002’den bu yana bin 895 kilometre demiryolu hattı yapıldı"
 
Türkiye’nin, son dönemde de demiryollarına olağanüstü bir önem verdiğine vurgu yapan Davutoğlu, şunları kaydetti:
 
“1856’da ilk defa İzmir ile Aydın arasında başlayan demiryolu serüvenimiz, Sultan Abdülhamit döneminde Hicaz ve Bağdat demiryollarıyla devam etti. Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde de önem verildi. Ama 2002’de AK parti iktidara gelene kadar yaklaşık 40 yıl yeni bir demiryolu hattı açılmamıştı. Şimdi 2002’den bu yana bin 895 kilometre demiryolu hattı yapıldı. Bir anlamda Türkiye’nin bütün coğrafyaları bölgeleri, birbirine irtibatlandırıldı."
 
"Yeni hamlelerle Türkiye küresel bir güç olacak"
 
Konya-İstanbul hattının açılışının, başka bir bir ufku da beraberinde getirdiğine işaret eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Karaman, Mersin, Gaziantep hattıyla, Edirne’den Gaziantep’e kadar uzanacak hat, yine Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının Marmaray ile birleşerek, Doğu, Batı ekseninde, bu sefer Avrupa içlerine kadar, Londra’ya gidecek hatlar... Hep bunlar büyük istikbalinin müjdeleridir. Biz ülkemizin merkezi coğrafyasını aynı zamanda ulaşım ve lojistik hatlarının merkezi üssü haline getirmeye kararlıyız. Hem Ankara-İstanbul, diğer hatlarda olduğu gibi Konya-İstanbul hattında da yolcularımıza en iyi şekilde seyahat imkanı sağlayacağız. Hem de bu demiryolları üzerinde ülkemizi Asya ile Avrupa arasında, Akdeniz ile Karadeniz arasında, Ortadoğu, Balkanlar, Kafkaslar arasında gerçek bir ulaşım üssü haline getireceğiz, inşallah.  Bu yönde özellikle de kendi hızlı trenimizi inşa yönünde Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı güzel girişimlerin takipçisi olacağız ve inşallah başlayan hiçbir hamle, yarım kalmayacak. Yeni hamlelerle Türkiye küresel bir güç olacak. Bütün bu hamleler, Konyalılara Sayın Cumhurbaşkanımızın bu vesileyle gazel bir hediyesi olacağını da şimdiden ifade etmek istiyorum.”
 
Elvan: 13 saatlik yol 4 saate düşüyor
 
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan da Mevlana Celaleddin Rumi'nin 741. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Töreni'ne katılmak için yüksek hızlı trenle Ankara'dan Konya'ya hareket ederken gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Bakan Elvan, bugün açılan İstanbul-Konya yüksek hızlı tren hattına ilişkin ise şunları kaydetti:
 
"Bu seyahat süresi karayoluyla 10, konvansiyonel hatlarla 13 saat; 4 saat 15 dakikaya düşürüyoruz. 620 kilometrelik bir demiryolu hattı uzunluğu var ancak önümüzdeki aylarda 4 saatin altına düşüreceğiz. Ocak sonu itibariyle aşamalı olarak saatte 300 kilometre hız yapan trenleri devreye sokmaya başlayacağız. Konya'nın da 300 kilometreye alt yapısı oldukça uygun."
Birinci Haber | 0 Yorum
17-12-2014
EKONOMİ
Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı
Trafiğe kayıtlı araç sayısı, ekim ayı itibarıyla 18 milyon 693 bin 972'ye ulaştı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ekim ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.
 
Buna göre, ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 18 milyon 693 bin 972 taşıtın yüzde 52,2'sini otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet, yüzde 15,2'sini motosiklet, yüzde 8,6'sını traktör, yüzde 4,1'ini kamyon, yüzde 2,3'ünü minibüs, yüzde 1,1'ini otobüs, yüzde 0,2'sini de özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekimde trafiğe kaydı yapılan toplam 88 bin 493 taşıt içinde otomobil yüzde 58,1 ile ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla  yüzde 14,8 ile motosiklet, yüzde 13,8 ile kamyonet, yüzde 6,8 ile traktör takip etti. Taşıtların yüzde 6,4'ünü ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı eylül ayına göre yüzde 3,3 azaldı. Bu azalış minibüste yüzde 32,9, otobüste yüzde 39,7, kamyonette yüzde 6,9, kamyonda yüzde 3,5, motosiklette yüzde 32,6 olarak gerçekleşti. Otomobilde yüzde 11,4, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 65 traktörde ise yüzde 3,7 artış oldu.
 
- Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 18,6 arttı
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı ekimde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,6 arttı. Bu artış otomobilde yüzde 14,9, minibüste yüzde 32,8, otobüste yüzde 7, kamyonette yüzde 29,7, kamyonda yüzde 43 motosiklette yüzde 14,7, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 120, traktörde ise yüzde 25 oldu.
 
Ocak-ekim döneminde 852 bin 910 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 98 bin 385 taşıtın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 754 bin 525 arttı.
 
Ekimde devri yapılan 478 bin 815 taşıt içinde otomobil yüzde 69,3 ile ilk sırada yer aldı. Otomobili sırasıyla yüzde 16,2 ile kamyonet, yüzde 4,4 ile motosiklet, yüzde 4 ile traktör takip etti. Devri yapılan taşıtların yüzde 6'sını ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 9 milyon 754 bin 588 otomobilin yüzde 41,4'ü LPG'li, yüzde 29,3'ü benzinli, yüzde 28,9'u dizel yakıtlı araçlardan oluştu. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı yüzde 0,5 olarak gerçekleşti.
 
Aynı dönemde trafiğe kaydı yapılan 51 bin 457 otomobilin yüzde 15,3'ünün Renault, yüzde 13,8'inin Volkswagen, yüzde 7,2'sinin Hyundai, yüzde 6,5'inin Opel, yüzde 6,5'inin Toyota, yüzde 6,3'ünün Fiat, yüzde 6'sının BMW, yüzde 5,6'sının Ford, yüzde 4,4'ünün Mercedes-Benz, yüzde 4,3'ünün Dacia olduğu, yüzde 24'ünün ise diğer markalardan oluştuğu görüldü.
 
Trafiğe en fazla 1501-1600 motor silindir hacimli otomobillerin kaydı yapıldı. Ocak-ekim döneminde trafiğe kaydı yapılan 471 bin 443 otomobilin yüzde 40,8'inin 1501-1600, yüzde 20,8'inin 1401-1500, yüzde 18,2'sinin 1300 ve altı, yüzde 13,8'inin 1301-1400, yüzde 4,5'inin 1601-2000, yüzde 1,6'sının 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip olduğu görüldü. Motor silindir hacmi bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,1 olarak gerçekleşti.
 
Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 63,2'si beyaz, yüzde 16,8'i gri, yüzde 9,3'ü siyah, yüzde 4,7'si kırmızı, yüzde 6'sı diğer renklerden oluştu.
Birinci Haber | 0 Yorum
17-12-2014
EKONOMİ
Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı
Trafiğe kayıtlı araç sayısı, ekim ayı itibarıyla 18 milyon 693 bin 972'ye ulaştı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ekim ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.
 
Buna göre, ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 18 milyon 693 bin 972 taşıtın yüzde 52,2'sini otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet, yüzde 15,2'sini motosiklet, yüzde 8,6'sını traktör, yüzde 4,1'ini kamyon, yüzde 2,3'ünü minibüs, yüzde 1,1'ini otobüs, yüzde 0,2'sini de özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekimde trafiğe kaydı yapılan toplam 88 bin 493 taşıt içinde otomobil yüzde 58,1 ile ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla  yüzde 14,8 ile motosiklet, yüzde 13,8 ile kamyonet, yüzde 6,8 ile traktör takip etti. Taşıtların yüzde 6,4'ünü ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı eylül ayına göre yüzde 3,3 azaldı. Bu azalış minibüste yüzde 32,9, otobüste yüzde 39,7, kamyonette yüzde 6,9, kamyonda yüzde 3,5, motosiklette yüzde 32,6 olarak gerçekleşti. Otomobilde yüzde 11,4, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 65 traktörde ise yüzde 3,7 artış oldu.
 
- Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 18,6 arttı
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı ekimde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,6 arttı. Bu artış otomobilde yüzde 14,9, minibüste yüzde 32,8, otobüste yüzde 7, kamyonette yüzde 29,7, kamyonda yüzde 43 motosiklette yüzde 14,7, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 120, traktörde ise yüzde 25 oldu.
 
Ocak-ekim döneminde 852 bin 910 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 98 bin 385 taşıtın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 754 bin 525 arttı.
 
Ekimde devri yapılan 478 bin 815 taşıt içinde otomobil yüzde 69,3 ile ilk sırada yer aldı. Otomobili sırasıyla yüzde 16,2 ile kamyonet, yüzde 4,4 ile motosiklet, yüzde 4 ile traktör takip etti. Devri yapılan taşıtların yüzde 6'sını ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 9 milyon 754 bin 588 otomobilin yüzde 41,4'ü LPG'li, yüzde 29,3'ü benzinli, yüzde 28,9'u dizel yakıtlı araçlardan oluştu. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı yüzde 0,5 olarak gerçekleşti.
 
Aynı dönemde trafiğe kaydı yapılan 51 bin 457 otomobilin yüzde 15,3'ünün Renault, yüzde 13,8'inin Volkswagen, yüzde 7,2'sinin Hyundai, yüzde 6,5'inin Opel, yüzde 6,5'inin Toyota, yüzde 6,3'ünün Fiat, yüzde 6'sının BMW, yüzde 5,6'sının Ford, yüzde 4,4'ünün Mercedes-Benz, yüzde 4,3'ünün Dacia olduğu, yüzde 24'ünün ise diğer markalardan oluştuğu görüldü.
 
Trafiğe en fazla 1501-1600 motor silindir hacimli otomobillerin kaydı yapıldı. Ocak-ekim döneminde trafiğe kaydı yapılan 471 bin 443 otomobilin yüzde 40,8'inin 1501-1600, yüzde 20,8'inin 1401-1500, yüzde 18,2'sinin 1300 ve altı, yüzde 13,8'inin 1301-1400, yüzde 4,5'inin 1601-2000, yüzde 1,6'sının 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip olduğu görüldü. Motor silindir hacmi bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,1 olarak gerçekleşti.
 
Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 63,2'si beyaz, yüzde 16,8'i gri, yüzde 9,3'ü siyah, yüzde 4,7'si kırmızı, yüzde 6'sı diğer renklerden oluştu.
Birinci Haber | 0 Yorum
17-12-2014
EKONOMİ
Trafiğe kayıtlı araç sayısı açıklandı
Trafiğe kayıtlı araç sayısı, ekim ayı itibarıyla 18 milyon 693 bin 972'ye ulaştı.
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ekim ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.
 
Buna göre, ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam 18 milyon 693 bin 972 taşıtın yüzde 52,2'sini otomobil, yüzde 16,3'ünü kamyonet, yüzde 15,2'sini motosiklet, yüzde 8,6'sını traktör, yüzde 4,1'ini kamyon, yüzde 2,3'ünü minibüs, yüzde 1,1'ini otobüs, yüzde 0,2'sini de özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekimde trafiğe kaydı yapılan toplam 88 bin 493 taşıt içinde otomobil yüzde 58,1 ile ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla  yüzde 14,8 ile motosiklet, yüzde 13,8 ile kamyonet, yüzde 6,8 ile traktör takip etti. Taşıtların yüzde 6,4'ünü ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı eylül ayına göre yüzde 3,3 azaldı. Bu azalış minibüste yüzde 32,9, otobüste yüzde 39,7, kamyonette yüzde 6,9, kamyonda yüzde 3,5, motosiklette yüzde 32,6 olarak gerçekleşti. Otomobilde yüzde 11,4, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 65 traktörde ise yüzde 3,7 artış oldu.
 
- Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 18,6 arttı
 
Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı ekimde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,6 arttı. Bu artış otomobilde yüzde 14,9, minibüste yüzde 32,8, otobüste yüzde 7, kamyonette yüzde 29,7, kamyonda yüzde 43 motosiklette yüzde 14,7, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 120, traktörde ise yüzde 25 oldu.
 
Ocak-ekim döneminde 852 bin 910 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 98 bin 385 taşıtın trafikten kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 754 bin 525 arttı.
 
Ekimde devri yapılan 478 bin 815 taşıt içinde otomobil yüzde 69,3 ile ilk sırada yer aldı. Otomobili sırasıyla yüzde 16,2 ile kamyonet, yüzde 4,4 ile motosiklet, yüzde 4 ile traktör takip etti. Devri yapılan taşıtların yüzde 6'sını ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.
 
Ekim sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 9 milyon 754 bin 588 otomobilin yüzde 41,4'ü LPG'li, yüzde 29,3'ü benzinli, yüzde 28,9'u dizel yakıtlı araçlardan oluştu. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı yüzde 0,5 olarak gerçekleşti.
 
Aynı dönemde trafiğe kaydı yapılan 51 bin 457 otomobilin yüzde 15,3'ünün Renault, yüzde 13,8'inin Volkswagen, yüzde 7,2'sinin Hyundai, yüzde 6,5'inin Opel, yüzde 6,5'inin Toyota, yüzde 6,3'ünün Fiat, yüzde 6'sının BMW, yüzde 5,6'sının Ford, yüzde 4,4'ünün Mercedes-Benz, yüzde 4,3'ünün Dacia olduğu, yüzde 24'ünün ise diğer markalardan oluştuğu görüldü.
 
Trafiğe en fazla 1501-1600 motor silindir hacimli otomobillerin kaydı yapıldı. Ocak-ekim döneminde trafiğe kaydı yapılan 471 bin 443 otomobilin yüzde 40,8'inin 1501-1600, yüzde 20,8'inin 1401-1500, yüzde 18,2'sinin 1300 ve altı, yüzde 13,8'inin 1301-1400, yüzde 4,5'inin 1601-2000, yüzde 1,6'sının 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip olduğu görüldü. Motor silindir hacmi bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,1 olarak gerçekleşti.
 
Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 63,2'si beyaz, yüzde 16,8'i gri, yüzde 9,3'ü siyah, yüzde 4,7'si kırmızı, yüzde 6'sı diğer renklerden oluştu.
Birinci Haber | 0 Yorum
17-12-2014
FOTO GALERİ
SEYHAN ÖNEM'İN YAZAR MEHMET ÖKLÜ İLE RÖPORTAJI
» SEYHAN ÖNEM, DR.EROL ERGÜLER İLE TROİD BEZİ HAKKINDA RÖPORTAJ
» İSTANBUL TÜRSAB ASYA BÖLGESEL YÜRÜTME KURULU BAŞKANI SELİM OKUR İLE RÖPORTAJ

1516
786
5421
Beğeni
Takipçi
Sayfa
Yazarlar
 E-Posta Aboneliği 
Gelişmelerden Anında Bilgi Almak için Lütfen
E-Posta Haber Bültenimize Abone Olun
Video Galeri
Çalgı Çengi
Birinci Haber | İzlenme Sayı : 1330
İSTATİSTİKLER
Birinci haber,
Tarafsızlık ilkesi ile Kamuoyuna doğru haber veren, objektif, seviyeli ve etik kurallara bağlı yayıncılık anlayışını benimsemiş, habercilikte Birinciliği hedefleyen bir haber portalıdır.
Birincihaber.net'de yer alan içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Birincihaber.net hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Anasayfa Künye Hakkımızda Reklam Politikası Ziyaretçi Defteri İletişim